Translate

22 Şubat 2014 Cumartesi

Basit Görsel Halüsinasyonlar

Görsel halüsinasyonlar basit ve kompleks olmak üzere iki gruba ayrılır.
Basit halüsinasyonlar, elementer ve forme olmayan-anforme halüsinasyonlar da denir. Geometrik şekiller, desenler, çizgiler, ışıklar şeklinde olabilir. Bazılarında derinlik, renk, hareket, doku içerebilirler. Alman asıllı psikolog ve filozof olan Heinrich Klüver (1897-1979) tarafından bunlar dört gruba ayrılmıştır. Pek çok kere iki gözle ve bakılan heryerde görülür. Klüver şekilleri olarak bilinir:
.          I)Tüneller ve huni biçiminde şekiller
.          II)Spiraller
.          III)Petekler ve üçgenler gibi devamlı şekiller
.          IV)Örümcek ağı şekilleri
Dendropsia ve tesselopsia bu geometrik basit halüsinasyonların devamlı şeklidir. Yunanca dendron=ağaç ve opsis=görmek kelimelerinden gelir, 1999’da İngiliz Nörobilimci Dominic H. ffytche and Robert J. Howard tarafından kullanılmıştır. Dendropsia ağaç, dallar veya yol haritaları gibi dallanarak devam eden şekillerdir.
Tesselopsia ise mosaik oluşturan fayans gibi tuğla, üçgen, hekzagonal veya ızgara gibi devam eden şekilleri için kullanılır. Migren, epilepside aura döneminde, Charles Bonnet Sendromunda ve LSD, meskalin kullanımında ortaya çıkabilir. Aynı yazarlar tarafından tanımlanmıştır.
Fotopsi, hafif titreşen ışık parlamaları şeklinde görülen şekilsiz basit görsel halüsinasyonlardır. Fotome, retinanın fosforesansı, sintillasyon gibi isimlerle de bilinir. Forme olmayani geometrik şekille veya fosfenler şeklinde olabilirler. Sarı-kırmızı halolu, yeşil-mavi halolu, kırmızı, mavi ve gri olabilirler. Fotopsiler retina hastalıklarında, retina dekolmanında  sık olduğu için retina değerlendirilmeli, elektroretinografi gerekli kabul edilmektedir. Retinitis pigmentosada titreyen, hızlı çakan geniş alanda ışıklar veya yavaş hareketli lekeler şeklinde olabilir.
Fosfenler ise daha yoğun ve daha kısa sürelidir. Spiraller, yıldızlar, çember, tekerlek, tünel, çeşitli çizgiler, şekiller, zigzaglar, bal peteği veya örümcek ağı şeklinde olabilirler. Migren aurası, asefaljik migren, oksipital epilepsi, ateşi yorgunluk, duysal deprivasyon, açlık, susuzluk, görsel sistemin elektriksel veya manyetik uyarımı, migren, trans durumlarında ve halüsinojen ajanlarla görülebilir. 
.          Basınç fosfenleri-Göz kapağı kapalı iken göz küresine basınç yapıldığında ortaya çıkar
.          Flikker fosfenler-Işığın stroboskopik akımları ile çıkar
.          Kinetik fosfenler-Başa fiziksel darbe alınması ile yıldızlar şeklinde ışıklar görme.
Teichopsi, zig zag biçiminde fosfenlere Fortification Spectra veya teichopsi denir. Ortaçağdaki kalelere benzemesi nedeniyle bu isim verilmiştir. Basit ışık çakmaları şeklinde olan fotopsiden veya sintilasyon denen titreşen ışıklardan daha komplekstir. Oksipital kortekste iskemi ile ortaya çıktığı sanılıyor.
Gölge şeklinde halüsinasyon genellikle hızla geçen canlı veya gölge şeklindedir, basit halüsinasyonlar içinde kabul edilir.

Blank halüsinasyon 1961’de Stern tarafından adlandırılan havada yüzer gibi olma hissi ile giden halüsinasyon sürecidir. 

3 Ocak 2014 Cuma

HALÜSİNASYON PATOFİZYOLOJİSİ

Halüsinasyonların patogenezi iyi bilinmemektedir. Bu konuda birden fazla etyolojik faktör olduğu düşünülmektedir. Değişik teoriler ileri sürülmüştür.
Psikodinamik yaklaşım
Freud halüsinasyonların rüyalara benzer olduğunu düşünmüştür. Her ikisinde de düşünceler görsel imajlara dönüşmektedir. Kolb ve Brodie’ye göre halüsinasyonlar bilinç altı materyalin psikolojik durumlar ve ihtiyaçlar nedeniyle bilinç düzeyine çıkmasıdır. Halüsinasyonlar arzular, özgüven eksikliği, güvenlik isteği gibi duyguları temzile edebilirler. İçeriklerinin psikodinamik anlamları yansıttığı düşünülmektedir. Halüsinasyonlar psikotik süreçler esnasında hezeyanlarla birlikte ortaya çıkarlar. Hezeyanlı fikirlerin sembolik ifade yolu olabilirler.
Psikokimyasal yaklaşım
Nörotransmitter hipotezi
Dopamin-Şizofrenide limbik sistemde dopamin düzeyinin artışı halüsinasyonları ve delüzyonları oluşturduğu bilinmektedir. Güçlü dopaminerjik etkisi olan L dopa, dopamin agonistleri, metilfenidat, D-amfetamin halüsinasyonlara sebep olur. Antipsikotik ilaçlar dopamin aktivitesini bloke ederek halüsinasyonları önler. Asetilkolinin halüsinasyon patofizyolojisinde rolü vardır. Antikolinerjik ajanlarla tetiklenen halüsinasyonlar, Alzheimer demanslı hastalarda görülen halüsinasyonlar kolinerjik geçiş ile ilgilidir.  Pek çok halüsinojen madde serotonin 5 HT 2A reseptör agonist veya parsiyel agonist etkilidir. Yine sinaptik aralıkta serotonini arttıran SSRI grubu ilaçların halüsinasyon yan etkisi olabilir. Fensiklidin ve ketamin glutamat antagonisti etkiye sahiptir. Buradan yola çıkarak Glutamat reseptörü olan NMDA reseptörleri hipofonksiyonunun psikotik semptomları tetiklediği düşünülmüştür.  GABA-A kullanılarak yapılan PET ve SPECT çalışmaları ile halüsinasyonu olan kişilerde sol medial temporal bölgede GABA-A bağlanmasının azalmış olduğu gözlenmiştir.
Psikofizyolojik Yaklaşım
Nörofizyolojik hipotez
Hughlings Jackson merkezi sinir sistemini hiyererşik olarak yüksek kortikal düzey, orta hat yapılarını içeren düzey ve medülla spinalisi içeren düzey olarak üçe ayırmıştır. Jackson halüsinasyonların orta hat yapılarından kaynaklandığını, üst merkezler bunların aktivitesini inhibe edemedikleri zaman ortaya çıktığını ileri sürmüştür. Bu model disinhibisyon modeli olarak bilinir.
Penfield ve arkadaşları bazı kortikal ve subkortikal yapıların elektriksel uyarımının farklı tipte halüsinasyonlara yol açabileceğini göstermişlerdir. Böylece Penfield anormal beyin uyarılması teorisini ileri sürülmüştür.
Marazzi ve arkadaşlarının ortaya attığı nörofizyolojik disosiyasyon teorisine göre halüsinasyon fenomeni primer duysal korteks ile kortikal asosiyasyon alanlarından ayrılmadan meydana gelir. 
West tarafından “perceptual release teori=algısal salıverilme teorisi” olarak adlandırabileceğimiz bir görüş ileri sürülmüştür. Beyin çevreden gelen sabit akışı olan duysal uyaranları değerlendirerek gerekli olanları bilinç düzeyine aktarır, gerekli olmayanı ayıklar. Ancak fonksiyonel psikozlarda aşırı duygulanım döneminde veya uzun süren uyaran yoksunluğu dönemlerinde duysal uyaranların sabit akışı bozulur. Bu da daha yoğun algılama ve bellekten çağrışımlar belirmesine sebep olur. Bunlar halüsinasyon olarak çıkar. Bu model duysal deprivasyon durumunda oluşan halüsinasyonları açıklar.
Collerton ve ark (2005) kompleks görsel halüsinasyonlar için algı ve dikkat eksikliği modeli önermişlerdir. Arka plandaki görsel çerçevenin içinde bir görme alanı bölgesinde gözlenen halüsinasyon algılama ve dikkat anormallikleri ile ilişkili bulunmuştur. Algı ve dikkat eksikliği modeline göre dikkat eksikliği anormal frontal aktivite, duysal aktivasyonda azalma artmış temporal aktivite ile ilişkili olduğu öne sürülmüştür.
Diederich ve ark  (2005) görsel halüsinasyonların dış algı ile içsel görüntü oluşumu arasında filtrelemede düzensizlik olması ile ilgili olabileceğini iddia etmişlerdir. Bu modele göre görme zayıflığı, görsel asosiasyon korteksi ve frontal korteksin aberran aktivasyonu etkili olabilir. Ponto genikulo oksipital sistem denen normalde REM uykusunda görülen bazı dalgalar, non REM ve uyanıklık durumunda da oluşabilir.     
 Alemon and Laroi (2008)   dört farklı yol ortaya atmışlardır.
1.Release fenomen- Bozulmuş görsel girdiler santral işleme yollarında tam olarak bilinmeyen mekanizma ile anormal release salıverilme yaparak halüsinasyonlara sebep olur.   
2.İrritatif süreçler: Görsel süreçle ilgili kortikal merkezlerin iritasyonu ile ilişkilidir. Primer görsel korteks (Broadmann 17. alanı) basit görsel halüsinasyonlara neden olurken, görsel asosiasyon alanlarının (Broadmann 18-19) irritasyonu daha kompleks görsel halüsinasyonlar yapar. İktal görsel halüsinasyonlar ise spontan veya iyatrojenik olarak oksipital veya temporal korteksin uyarılması ile oluşur. Sağ hemisfer daha fazla neden olur.
3.Dikkat: Talamik retiküler çekirdek dikkat ile ilişkili döngülerin içinde yeralır. Duysal uyaran yokluğunda aktivasyonu halüsinasyonlara sebep olur. Prefrontal korteks ve duysal asosiasyon korteksi yoluyla dopamin ve asetilkolin etkisiyle olur.
Noradrenerjik ve dopaminerjik ajanlar limbik ve beyin sapı yapılarına etki ederek halüsinasyonlara neden olur. Beyin sapı ve limbik yapılara olan nörokimyasal etkilerle ortaya çıkanlar genellikle ilaç ve madde etkileri ile olur. LSD serotoninerjik ve limbik yapılara etkilidir. LSD nin indüklediği halüsinasyonlarda limbik sistemin rolü temporal lobektomi geçirmiş hastalarda LSD fenomenolojisinin azaldığının gözlenmesi nedeniyle ileri sürülmüştür.
4.Kognitif yol: bu modele göre afektif durum stres ve aksiyete gibi faktörler algı mekanizmalarınıı yanlış yorumlamalarına denen olabilir. Kranial görüntüleme çalışmaları da emosyonel uyaran ile amigdala aktivasyonu olduğunu, böylece algılama etkilendiğini doğrulamıştır.

Henüz bütün görsel halüsinasyon tiplerinin potofizyolojisini açıklayan tek bir nöral mekanizma tanımlanmamıştır.   

15 Aralık 2013 Pazar

İLLÜZYON TİPLERİ

İllüzyonlar şekil, büyüklük, hareket veya renkte distorsiyonlar şeklinde ortaya çıkar. Hecaen görsel algısal anormalliği olan 83 hastayı incelemiş ve bunların 71’inin dört kategoriden birine girdiğini saptamıştır:
ü  Görüntünün deformasyonu
ü  Şeklin değişmesi
ü  Hareket illüzyonu
ü  Bunların karışımı şeklinde olabilir.

Hareket illüzyonları posterior temporal bölgeye ait lezyonlarda ve nöbetlerde, polyopi oksipital lezyonlarda, palinopsi hem posterior paryetal ve hem de oksipital lezyonlarda sıktır.

Dismetropsi, mikropsi veya makropsi seklinde boyutla ilgili illüzyonlara sık rastlanır. Nesneler gerçekte olduklarında küçük veya büyük algılanırlar. Retina patolojileri, migren, korteks lezyonları, anksiyete bozukluğu, halüsinojen ajanlar ve nöbetler sonucu ortaya çıkabilir. Mikropsi Lilliputhian Sight olarak da adlandırılmaktadır. Sağ iskemik prestriate korteks hasarı olan bir hastada sol komonim hemianopsi ve kalıcı mikropsi bildirilmiştir. Bu olgu nedeniyle prestriat korteksin şekil ve boyut algısı ile ilişkili olduğu ileri sürülmüştür (Norton ve Corbett).
Metamorfopsi, nesnelerin deforme algılanmasıdır. En sık retinal sebeplerle metamorfopsi ortaya çıkar, ancak temporooksipital lezyonlarda veya nöbetlerde de görülebilir.
Prosopometamorfopsi, yüzlerin metamorfopsisi olarak bilinir. Prosopometamorphopsia terimi  1953’de İngiliz nörolog Macdonald Critchley (1900-1997) tarafından tanımlanmıştır. İnsan yüzleri veya başka vücut parçalarının görünümü bozuk algılanır. Superior temporal sulcus ve/veya sağ fusiform gyrus gibi görsel asosiasyon alanları patolojisi ile ilişkili olabilir. Migren veya epilepside, halüsinojen ajanlar ile olabilir. Uzun süren tiplerinde yapısal lezyonlar düşünülmelidir.
Diskromotopsi kazanılmış renk körlüğü olarak tanımlanabilir, retinal ve optik sinir lezyonlarına bağlıdır. Bazı serebral lezyonlarda hemianopik veya global diskromotopsi olabilir.
Teliopsi veya teleopsi nesneleri uzaklaşıyor gibi görmedir.
Pelopsi, nesneleri yakınlaşıyor gibi algılamaya denir. Migren ve epilepsiye bağlı ortaya çıkabilir.
Görsel vibrasyon, ardarda gelen parlak renkler arasını karıştırma, orada olmayan lekeler, çizgiler görme veya çizgiler hareket ediyor titreşiyor gibi görme şeklinde tanımlanmaktadır.
Akinetopsi, diskinetopsi, hareket algılamasında bozukluktur. Serebral akinetopsiye görsel hareket körlüğü denir. Oksipitotemporal harekete ilişkin görsel alanların bilateral lezyonlarında ve LSD, meskalin gibi maddelerin kullanımında geçici olarak ortaya çıkabilir.
Görsel kar, Görsel karıncalanma (visual snow), bütün görme alanlarını tutan, migren aurası olmayan bir semptomdur. Nereye bakılırsa durmaksızın noktalar görülür, bunlar televizyondaki karıncalanma gibidir. Sürekli devam eden bir şeydir ve hiç durmaz, ayrıca karanlık ortamlarda daha kötüdür. Bu kişiler çok net gördükleri halde üstünde hareket eden noktalar katmanı da görür. Pozitif persistan görsel bozukluklar arasında sayılır. Siyah beyaz noktalar şeklindedir, hastalar bu noktaların hareketli olduğunu, hızla renk değiştirdiğini tarif ederler. Hastaların pekçoğunda palinopsi, entoptik fenomen, fotofobi ve gece görmesinde bozulma eşlik eder.  Işığa hassasiyet sıktır. 57 hastada yapılan bir çalışmada %33 haşağrısı ile başladığı, %10 görsel aura gibi bildirilmiştir. Ancak tipik aura özellikleri taşımaz. Dikkat dağınıklığına sebep olabilir.

Afterimage -ardıl görüntü olarak tercüme edilebilir, retinal aşırı uyarılma ile ilgilidir. Nesnenin ortadan kalktıktan sonra renk görüntüsünün devam etmesidir. Negatif ve pozitif olarak iki tiptir. Renkler orijinal görüntüdeki gibi kalırsa pozitif ardıl görüntü denir, oluşum mekanizması iyi bilinmemektedir. Negatif ardıl imajda görüntü negatif fotoğraf gibi farklı renklerdedir. Retinadaki koni hücrelerinin renkli uyarım ile aşırı uyarılması ve duyarlılığını kaybetmesi ile ilgili olduğu kabul edilmiştir. Normalde göz küçük mikro hareketler ile aşırı uyarılmayı önler ve uyum sağlar. Ancak çok büyük renkli imaj varsa uyum sağlanamaz ve ardıl görüntü ortaya çıkar. Rod hücreleri de beraberinde etkilenebilir.  

29 Kasım 2013 Cuma

GÖRSEL HALÜSİNASYONLAR...Görme Yolları.........


Görsel halüsinasyonların neden kaynaklandığını araştırırken normal görme mekanizmalarını gözden geçirmek yararlı olacaktır.

GÖRME YOLLARI

Görme için ışık gereklidir, ışık kaynağından doğrudan veya yansıyarak gelen ışık olmazsa görme olmaz. Işık uyaranı pupilladan yani gözbebeğinden girip göz küresini geçerek retinanın ışığa duyarlı olan fotoreseptör tabakasına ulaşır. Bu tabakada yer alan ve ışığa duyarlı bölümleri olan rod (çomak) ve cone (koni) hücreleri vardır. Retinadaki rod sayısı cone sayısından fazladır. 5-7 milyon koni, 110-130 milyon rod vardır. Rod hücreleri daha az ışığı algılayabilir. Retinanın kenar bölgelerinde, periferinde yerleşir.  Az ışıkta görmeyi (alacakaranlık veya skotopik görme) sağlarlar, renk duyarlılıkları düşüktür.  Sayıca az olan koni hücreleri retinanın periferik bölgelerinde daha da az bulunurlar. Makulada fovea sentralis denen duyarlı alanda yer alırlar. Başlıca özellikleri görme keskinliği ve renkli görme ile ilgilidir. Bu hücrelerde ışığa duyarlı rodopsin pigmenti vardır. Rodopsin opsin ve retinalden oluşur. Besinlerle aldığımız beta karoten karaciğerde oksitlenmeyle bölünerek vitamin A olarak bildiğimiz retinolü oluşturur. Retinolün de oksitlenmesi ile aldehid formu olan retinal oluşur. Retinal ve opsinin oluşturduğu rodopsin ışık demetiyle etkilendiğinde fotokimyasal izomerizasyon olayları başlar. Trans retinal ve opsin ayrılır. Rod hücre membranındaki kalsiyum iyon kanalında konformasyonel değişikliğe neden olur. Hücre içinde kalsiyum iyonlarının hızlı akış sonucu ışık enerjisi elektrik sinyallere dönüşür. Oluşan trans retinal tekrar 11-cis retinale dönüşür, bu opsine bağlanır ve döngü tamamlanmış olur. Aynı olay koni hücreleri için de tekrarlanır. Koniler renklerin ayırt edilmesinden ve parlak ışıktaki uyaranların (fotopik görme) algılanmasından sorumludur. Koni hücrelerinde bulunan pigment iodopsin veya fotopsin olarak isimlendirilir. İodopsinin üç formu vardır. Işık spektrumunun değişik bölümlerinde kırmızı, yeşil ve mavi ışığı azami oranda emerler ve aynı tip reaksiyon oluşur. Burada oluşan sinyaller önce retinadaki bipolar hücrelere iletilir. Bu hücreler görmenin birinci duyusal nöronunu oluşturur. 1500 çomak hücresi tek bir bipolar hücre ile bağlantı kurduktan sonra amakrin hücre internöronları ile ganglion hücrelerine ulaşır, koni hücreleri ise direkt ganglion hücreleri ile sinaps yani bir çeşit bağlantı yapar. Bu bilgi retinanın daha dış tabakalarında yer alan gangliyon hücre tabakasına ulaşır. Gangliyon hücreleri görme yollarının ikinci duyusal nöronudur. Foveada ganglion hücresi bulunmaz. Retinal ganglion hücrelerinin aksonları retinanın iç yüzeyinden geçerken arkuat seyir gösterirler. Ganglion hücrelerinin uzantıları bir araya gelerek nervu opticus’u yani görme sinirini oluşturur. Sinirin göz küresinden çıktığı parça optik sinir başı veya papilla nervi optici adını alır. Optik sinir bir milyondan fazla lif içerir. Retinanın nazal ve temporal yarısından gelen görsel impulsları taşıyan optik sinir telleri sella turcica bölgesine kadar gelir. Makuler hücrelerden çıkan lifler once optik diskin ve sinirin temporal tarafını oluşturan ayrı bir lif demetini oluşturur (papilomakuler demet). Bu lifler periferik optik sinir liflerinden daha küçük çaptadır ve özellikle toksik ve matebolik hasara duyarlıdır. Papilomaküler demetin hasarı “çekosantral skotom”a -fiksasyon noktasından kör noktaya uzanan- yol açar. Her iki gözün nazal retinasından gelen lifler çaprazlaşıp karşıya geçer. Çaprazlaşan sinir tellerinin oluşturduğu yapıya chiasma opticum denir. Diğer gözün temporalden gelen ve çapraz yapmayan lifleri ile birlikte tractus opticus adını alır. Tractus opticus’taki lifler % 80’i – ışık refleksinin aferent telleri bir tarafa bırakılırsa – talamusun corpus geniculatum laterale adı verilen çekirdeğinde sonlanır. Burası görmenin üçüncü duyusal nöronudur. Lifler altı laminada nöronlar ile sinaps yapar. Bu laminalardan büyük sorsal nükleusu oluşturan üçü (1,2 ve 6) karşı gözden gelen çaprazlaşan (nazal) lifler alırken, diğer üç lamina (2,3 ve 5) ipsilateral gözden gelen ve çapraz yapmayan (temporal) lifleri alır.

Retinadan başlayarak talamusa kadar kesintiye uğramadan uzanan görme yolları burada sinaps yapar ve bu hücrelerin aksonları radiatio optici adını alarak temporal ve parietal lobların derinliklerinden geçip oksipital lobların iç yüzlerindeki primer görme korteksine (kalkarin korteks) ulaşır.

Bir Alman bilim adamı olan Korbinian Broadman serebral korteksi hücrelerinin mikroskobik görünümleri, gruplaşma ve oluşturdukları tabakalar gibi özelliklerine göre numaralar vererek çeşitli alanlara ayırmıştır. Bunlara Broadman alanları denir. Broadman alanlarına göre oksipital lobta görme ile ilgili alanlar 17., 18., 19. olarak numaralandırılmıştır.

Broadman 17.alanı primer görsel korteks, striat veya kalkarin korteks veya yeni adıyla V1 bölgesi hareket, renk, şekil ve ışık uyarılarını alarak ekstrastriat korteksteki Broadman 18 ve 19. alanları olan görsel asosiasyon alanlarına gönderme işleminde bir istasyon rolü oynamaktadır. Bugün ekstrastriat kortekste görsel işlemlerle ilgili V2, V3, V3A, V4, CMT olarak adlandırılan bölgeler dahil, fonksiyonel olarak farklı 32 ayrı görme alanı olduğu ileri sürülmüştür. Hareketin, rengin, sınırların, derinliğin algılanmasında sorumlu farklı görsel uyarıların farklı paralel yollarla taşındığı ileri sürülmüştür.

Maymunda V1 olarak bilinen primer görme korteksinde tüm retinanın topografik bir haritası (retinotopik harita) yer alır. Kalkarin kortekste retinotopik harita kendine özgü bir yerleşime sahiptir. Temporal görme alanı kontralateral, nazal görme alanı ipsilateral kalkarin kortekse haritalanır. Üst görme alanı infrakalkarin, alt görme alanı ise suprakalkarin bölgede yer alır. Santral görmeyi sağlayan fovea lifleri oksipital kutupta kalkarin fissurun en kaudal bölgesine gelirler. Kalkarin fissurde rostrale doğru çıktıkça görme alanının periferisine doğru gidilmiş olur. Retina ile V1 arasındaki bire-bir bağlantı corpus geniculatum laterale'de yer alan altı hücre tabakası aracılığı ile sağlanır. En dışta yer alan dört tabaka küçük hücrelerden oluşur ve parvosellüler tabakalar, derinde yer alan iki tabaka, büyük hücrelerden oluşur ve magnosellüler tabakalar adını alır. Vizüel kortekste yapısal (strüktürel) ve aynı zamanda görmenin algılanmasında şekil, renk ve hareket için fonksiyonel bir organizasyonun olduğu kabul edilmektedir. Hareketin algılanmasında retinadan kalkan uyarılar, talamustaki corpus geniculatum laterale’de yer alan magnosellüler tabakadan geçip V1’e ulaşarak pariyetal yönelimli dorsal prestriat bölgede V5’e iletilmektedir. Renk algılanmasında ise retinadan kalkan uyaranın talamusta parvosellüler hücre tabakasından geçerek primer vizüel kortekste V1 ‘e ulaşıp inferior temporal yönelimli ventral V4 bölgesinde işlendiği kabul edilmektedir

Özetlenirse :

Retinada ışık reseptörleri (impuls) - Bipolar hücreler - Ganglion hücreleri - Aksonları göz küresi arka bölümünde papillayı oluşturur - Nervus opticus - Chiasma opticum (nazal retinadan gelen lifler çaprazlaşır) - Tractus opticus -Talamus - Radiatio optici - Görme korteksi.

Kansu T. Görme ve beyin. Türk Nöroloji Dergisi 2004;10(2):85-91

Ropper AH, Samuels MA. Adams and Victor’s Principles f Neurology. Emre M(çev ed). 9.Baskı. Güneş Tıp Kitabevi. Ankara. 2011

 

13 Kasım 2013 Çarşamba

Görsel Halüsinasyon nedir?

Görsel halüsinasyon (sanrı) görsel uyaran olmaksızın görme algısıdır. Görsel illüzyon (yanılsama) ise gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Halüsinasyonun tersine illüzyonda duyusal bir uyarı söz konusudur. Görsel halüsinasyon ve illüzyonlar bazı durumlarda örtüşür. Görsel halüsinasyonlar oftalmolojik, medikal, nörolojik, psikiyatrik sebeplerle ortaya çıkabilir. Görme yollarının herhangi bir parçasındaki lezyonla ilişkili olabilir. İç görü terimi hastalığının farkında olma anlamında kullanılır. Halüsinasyon bunun hastalık olduğunu fark edemeyen yani iç görüsü olmayan hastaları endişelendirir ve yaşam kalitesini bozar. Yaşam boyu görsel halüsinasyon ABD’de yapılan 480 kişilik bir çalışmada % 57.2, Hindistan’da 807 kişide % 36,9 olarak bildirilmiştir. Halüsinasyonların belirgin olduğu durumlar çoğunlukla psikiyatrik nedenler  öncelikle düşünülerek psikiyatri hekimlerine yönlendirilmektedir. Geniş etyolojiye sahip olan görsel halüsinasyonlar bazen iyi sorgulama ile ayırt edilebilir.

11 Kasım 2013 Pazartesi

GÖRSEL HALÜSİNASYONLAR….Tanım…


Halüsinasyon (varsanı) dış bir uyaran olmaksızın ortaya çıkan algılamadır. Beş duyunun her biriyle ilgili olabilir: görme, işitme, tad, koku, dokunma.

Halüsinasyon kelimesinin kökü Latince “hallucinari veya allucinari”den gelir. Wander in mind= akılda dağılma, dolaşma anlamına gelir. Halüsinasyon terimi ilk kez 1572’de İsviçreli bir rahip ve yazar olan Lavater tarafından “ghosts and spirits walking the night” adlı kitabında kullanılmıştır. Jean Etienne Esquirol tarafından 1837’de tanımlanmıştır. Prusyalı kitapçı ve yazar olan Christoph Friedrich Nicolai’ın 1799 yılında Berlin Kraliyet topluluğuna sunduğu” “A Memoir on the Appearance of Spectres or Phantoms occasioned by Disease” “hastalık nedeniyle hortlak veya hayaletlerin görülmesi şeklinde bir anı” başlığı ile çevirebileceğimiz bildirisi 1803 yılında İngilizce olarak yayımlanmıştır. Nicolai yaşamının stresli ve melankolik bir zamanında hayatta olmayan kişileri görme şeklinde halüsinasyonlar görmeye başlamıştır. Döneminin tedavileri uygulanmış, kısmen fayda gördüğü bildirilmiş. Literatürde görsel halüsinasyonlar ile ilgili olan ilk yayınlar arasında sayılır.

Halüsinasyon konfabulasyon ve delüzyondan (hezeyan) ayrılmalıdır. Konfabulasyon bellekteki boşluğu doldurma amacını taşıyan, bilinçte herhangi bir etkilenme olmaksızın istemsiz olarak ortaya çıkan masal anlatma, gerçek dışı bilgiler uydurma olarak tanımlanır. Delüzyon ise yanlış olduğunu düşündüren açık kanıtlar olduğu halde sabit kalmaya devam eden patolojik inançlardır. Bir kültür veya dinin geleneksel inançları bu tanımın dışındadır. Psikotik veya nörolojik bozukluklarda ortaya çıkabilirler.

9 Kasım 2013 Cumartesi

GÖRSEL HALÜSİNASYONLAR-- Giriş--


Bir Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde çalıştığım sırada görsel halüsinasyonlarla ilgili bilgi toplama ihtiyacı hissettim. Bu nedenle literatürden ve internetten araştırarak öğrendiğim bilgileri derledim. Bu çalışmada yazılmış hiçbir bilgi tarafımdan keşfedilmiş veya tanımlanmış değildir. Tıp kitapları, makaleler ve internetten güvenilirliği genel kabul görmüş sitelerden derlenmiştir. Halüsinojen ajanlarla ilgili bilgilerin bir kısmı bilimsel literatür dışı kaynaklardan da alınmıştır. Pek çok kaynaktan alınan bilgiler başka kaynaklarla birleştirilirken zaman içinde değiştirildiği için her cümle ve paragrafın nereden alındığı tam olarak kaydedilememiştir. Sanat ve edebiyatta görsel halüsinasyonlar bölümü ise kapsamlı bir araştırmadan ziyade bu derlemeyi hazırlarken karşıma çıkan eserlerden ve geçmişten hatırladığım kimi eserden derlenmiştir.  
Kitap olması hayalinin pratikte mümkün olmadığını fark ettiğim için blog oluşturmaya karar verdim. Bu şekli ile kolay güncelleme ve düzeltme imkanı olacağına inanıyorum. Klasik tıbbi terimleri kullanmadan yazmayı başaramadığımı belirtmek zorundayım.
Bilimsel bir kaynak olmaktan ziyade ilgilenenler için temel bilgi sağlama amacındadır. Katkı, eleştiri ve yorumlara açıktır.